İçeriğe geç
İBB'deki Yolsuzluk Davasının Anatomisi

Ekrem İmamoğlu ile 3 sanığın yargılandığı "casusluk" davasının ilk duruşması sona erdi

Duruşma, tutuklu sanıklar Merdan Yanardağ ile Necati Özkan'ın savunmasının alınması için yarına ertelendi.

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuklu sanık Gün savunmasını yaptı.

Gün, gözaltına alındığında cep telefonu ile dizüstü bilgisayarına emniyet güçlerince el konulduğunu, bunların şifrelerini kendi isteğiyle emniyet güçlerine verdiğini, kendisinden emin olduğunu söyledi.

Tarafına yöneltilen iddiaların tamamen mesnetsiz ve gerçek dışı olduğunu savunan Gün, "Ülkem aleyhine asla casusluk yapmadım ve şunu da önemle söylemek isterim: Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka hiç kimseye casus iftirası atamaz. Tarafıma yöneltilen casusluk suçlaması, uyuşturucu ve yasa dışı bahis müptelası olan muhbir Ümit Deniz Alaçam'ın öz annesinin sürekli olarak kendisine rol model ve ağabey olarak beni göstermesinden kaynaklanan, geçmişe dayalı husumet ve kıskançlıkla ileri sürdüğü asılsız iftiradan ibarettir." diye konuştu.

Sanık Gün, uzun yıllardır dünyanın değişik bölgelerinde farklı iş alanlarında yatırım yapan biri olduğunu anlatarak, "Bilhassa 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye Cumhuriyeti devleti adına yurt dışında üstlenmiş olduğum önemli görev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda, iddianamede isimlerine atıfta bulunulan yabancı devlet adamları, siyasiler, bürokratlar, emekli asker ve istihbarat mensuplarıyla görüşmemde hayatın olağan akışına aykırı herhangi bir durumun bulunmadığını kolaylıkla tespit edebilirsiniz." ifadelerini kullandı.

İddianame eklerinde yer alan yazışmalara atıfta bulunan Gün, şöyle devam etti:

"15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ'yle mücadele için devletim adına yurt dışında aktif biçimde görev yaptığım ve bu kapsamda bilhassa Avrupa ile Amerika'da firari durumda bulunan önde gelen FETÖ mensuplarının açık kimlikleri, adresleri, ilişki ağları ve mal varlıklarının tespit edilerek ülkemize iadesi için yoğun destek verdiğim kolaylıkla görülebilmektedir. Bunun yanı sıra, iddianamede tarafıma yöneltilen suçlamaya dayanak olarak gösterilen, yurt dışında FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırlanan ve işin trajikomik tarafı da burada olan, devlet sırrı niteliğinde olduğu bizzat iddia makamınca belirtilen 'Black Cell', Türkçesiyle 'Kara Hücre' başlıklı raporları da bizzat ben hazırladım."

Tutuklu sanık Hüseyin Gün, "Yalnızca vatanıma hizmet etmek amacıyla, şerefli Türk subaylarına kumpas kuran, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinde rol alan, ardından 250'nin üzerinde masum Türk vatandaşını şehit eden hain FETÖ'ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün huzurunuzda tarafıma yöneltilen asılsız casusluk suçlamasının sözde delili olarak gösterilmesi son derece haksız ve mesnetsizdir." savunmasını yaptı.

"Ekrem İmamoğlu'nu hayatımda bir defa gördüm"

Merdan Yanardağ ve Necati Özkan'ı manevi annesi Seher Alaçam'ın vasıtasıyla tanıdığını, Ekrem İmamoğlu'nu ise İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı olarak seçildikten yaklaşık 1,5 ay sonra manevi annesinin yönlendirmesiyle Saraçhane'deki binaya yaptıkları nezaket ziyareti sırasında hayatında sadece bir defa gördüğünü kaydeden Gün, iletişim kayıtlarına bakıldığında da İmamoğlu'yla bu tarihin öncesi ve sonrasında herhangi bir irtibatının bulunmadığının açıkça görüldüğünü savundu.

Gün, "İddianamede her ne kadar suç tarihi olarak 2019-2025 yılları gösterilmiş olsa da, benim ne Ekrem İmamoğlu ne de Necati Özkan'la 2019 yılında gerçekleşen sınırlı iletişimin dışında herhangi bir irtibatımın bulunmadığı tüm açıklığıyla gözler önüne serilmektedir." diye konuştu.

Manevi annesinin ricası üzerinde yurt dışında ortağı olduğu "PQ" isimli şirketin teknik elemanlarına, açık kaynak verilerine dayalı ücretsiz bir sosyal medya analizi yaptırdığını anlatan Gün, "İnternette herkesin rahatlıkla ulaşabileceği açık kaynak erişimlerine dayalı olarak yapılan bir sosyal medya analizinin iddianamede siyasi casusluk olarak nitelendirilmesi inandırıcılıktan ve hakikatten son derece uzak." iddiasında bulundu.

"Hiçbir şekilde İBB veri tabanını kopyalamadım. Çalışanlarıma Amerika'da böyle bir talimat vermedim, sisteme izinsiz müdahalede bulunmadım." diyen Gül, şunları anlattı:

"Vatandaşların telefonlarına ya da sosyal medya yazılımlarına KVKK ilkelerine aykırı izinsiz erişim sağlamadım. Dark web kapalı kaynak değil. Sosyal medya analizi yaptırmak için hacklemenize gerek yok, zaten açık. Sosyal medya analizi yapmak için İBB verilerinin kopyalanmasına ihtiyaç yoktur. Çünkü sosyal medya analizinde kullanılan tüm veriler zaten herkesin ulaşabileceği açık kaynaklarda mevcuttur. Bu veriler, gizli verileri alarak yurt dışındaki 'PQ' isimli şirkette ortağım, eski istihbarat elemanı Aaron Barr'a ileterek sosyal medya analizi yaptırmak suretiyle siyasi casus suçunu işlediğim iddiasının ne kadar mesnetsiz olduğunu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor."

Hüseyin Gün, işlemediği bir suç yüzünden 10 ayı aşkın süredir tutuklu bulunduğunu belirterek, yaklaşık 2 saat süren savunmasının sonunda tahliye ve beraat talebinde bulundu.

Daha sonra mahkeme başkanı, 5 günlük bir duruşma takvimi oluşturduklarını, duruşmaları her gün saat 18.00 gibi bitirmeyi planladıklarını söyledi.

Hüseyin Gün'e çapraz sorgu

Sanık Gün, yaptırdığı sosyal medya analizinin içeriğinin sorulması üzerine, 10-12 günlük bir açık kaynak analizi yaptırdığını, bunlarla ilgili seçim manipülasyonu gibi sözler kullanılmasının seçmene haksızlık olacağını savundu.

Ekrem İmamoğlu'yla belediyenin Saraçhane'deki binasında yaptıkları görüşmeleri sorulan Gün, manevi annesiyle görüşmeye gittiğini ve o günün manevi annesinin en mutlu günü olduğunu gözlerinde gördüğünü kaydetti.

Gün, Necati Özkan'ın, "'İstanbul Senin' ve 'İBB Hanem' uygulamaları hakkında bilginiz var mı?" şeklindeki sorusuna karşılık herhangi bir bilgisi olmadığını ifade etti.

Özkan'ın, "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasına ilişkin yönelttiği "Siz, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada örgüt yöneticim olarak görünüyorsunuz. Bana herhangi bir talimat verdiniz mi?" sorusunu Gün, "Susma hakkımı kullanayım." şeklinde cevapladı.

Sorgunun tamamlanmasının ardından sanık Gün'ün avukatının beyanı dinlendi.

Ekrem İmamoğlu'nun savunması

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda görülen duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu savunmasını yaptı.

Tutuklu sanık Hüseyin Gün'ün savunmasından sonra söyleyecekleri ve anlatacaklarının daha da zorlaştığını söyleyen İmamoğlu, "Bugün burada anlatacağım ve ortaya koyacağım ifadelerin hiçbiri aslında Hüseyin Bey'le ilgili değil. Burada, devletimiz, milletimiz adına utanç verici bir iddianame sonucu açılmış bir davayla muhatabız. Dolayısıyla benim muhatabım da Hüseyin Gün değil zaten. Yani deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Açıkçası bu minik akıllı kişiyi muhatap almayacağım. Ne taşıyla ne de kuyusuyla ilgilenmiyorum. Bunun tümüyle boş bir iddianame olduğunu bilmeyen yok." beyanında bulundu.

İmamoğlu, "Hazırlığım var elbette ama insan bazen duygularını kelimelere sığdıramıyor. Şunu çok net söyleyeyim, ben çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı onur duyuyorum." diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu, "Az önce burada ifade veren şahıs, etkin pişmanlık konusunda konuşmaktan bile imtina etti. Türk hukuku insanları bu hale düşürüyor. Çünkü insanların özgürlüğü çalınmış durumda. Ortada suç yok, delil yok ama insanlara, 'Masumiyetini ispat et' deniyor. Böyle bir hukuk olabilir mi?" savunmasını yaptı.

19 Mart süreciyle birlikte "absürt dava ile soruşturmaların muhatabı haline getirildiğini" iddia ederek, elindeki iddianameyi gösteren İmamoğlu, "Buradan ilan ediyorum, iddianamenin tek bir sayfasını bile okumadım. Ne dört bin sayfalık İBB davasını ne de başka bir dosyayı. Bir sayfasını bile okumadım ve okumayacağım." dedi.

İmamoğlu, casusluk suçlamasına karşı savunma yapmayacağını, çünkü bu meselenin artık hukuki sınırların dışına çıktığını savunarak, "Ekrem İmamoğlu'nu casusluk suçlamasıyla yargılamak, hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değildir. Bunun adı aklın ve ciddiyetin tamamen terk edilmesidir. Gerçekten bu iddianameyi tarif etmek zor. İftiranın büyüklüğüne bakın. Casusluk, vatan hainliği... Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." ifadelerini kullandı.

"Fotoğrafı ilk getirdiklerinde hanımefendiyi hatırladım ama beyefendiyi hatırlamadım bile"

İddianamede kendisiyle ilgili tek bir fotoğraf olduğunu kaydeden İmamoğlu, söz konusu fotoğrafın ekrana yansıtılmasını istedi.

İmamoğlu, Hüseyin Gün ve manevi annesi Seher Alaçam'la birlikte olan fotoğrafıyla ilgili, şunları söyledi:

"Tek bir fotoğraf ve o karede, Allah rahmet eylesin, bir hanımefendi ile Hüseyin Bey bulunuyor. Burası İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Kadim İstanbul'un belediyesi. Kurumsallığı olan bir kurum. O kapıdan içeri giren herkes kayıt altındadır zaten. Aynı gün başka ziyaretçiler de var. Bakanlık yapmış isimler, hanımefendiler, teyzeler, gençler, Azerbaycan'dan gelen iş insanları var ama bu dosyada adı geçen bu iki kişi o resmi listelerde bile yok. Demek ki son anda bir rica üzerine görüşme gerçekleşmiş. Böyle bir görüşmeden, fotoğraftan suç çıkarmaya çalışıyorlar. Oysa ben insanların sevgisini gören bir insanım."

Böyle bir ziyaretten, fotoğraftan suç çıkarmanın mümkün olmadığını savunan İmamoğlu, “Hayatını kaybetmiş, bize gönülden sevgisini hissettirmiş bir kadının yaptığı ziyareti bugün suç gibi göstermeye çalışıyorlar. Bana bu fotoğrafı ilk getirdiklerinde, hanımefendiyi hatırladım ama yanındaki beyefendiyi hatırlamadım bile. Çünkü unutulacak bir kadın değildi, şık, zarif, dikkat çekici bir hanımefendiydi. Ziyaret etmiş, ben de onur duymuştum.”

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davası kapsamında tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ile Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında "casusluk" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması tamamlandı.

Yayın Organı

Anadolu Ajansı

Yayın Tarihi

11.05.2026

İlginizi Çekebilir